22 Mart 2010 Pazartesi

Bahar geldi, dagildik!

Su aralar sesimiz solugumuz kesildi, farkindayiz da bir turlu enerjimizi toplayip yazamadik. Baharla birlikte bir kosturmacadir gidiyor. Hala bu toprak takvimine uyarak yasamaya alisamadik. Kendimi universitede sinavdan onceki gece sabahlar gibi hissediyorum!:)

Arsada yapilacak herhangi bir isin buyuklugunu, ne kadar zaman alacagini tahmin konusunda cuvalliyoruz. Aslinda problem bir isi tahmin etmekten cok, o isin onculu isleri hic hesaba katmamaktan kaynaklaniyor, ayni yazilim gelistirmede oldugu gibi.

Ornegin is misir dikmek ama birden bire dikilecek yeri hazirlamak icin biribirine bagli 10 tane is cikiyor, kendimi arazinin alakasiz bir yerinde tirpan ile ot bicerken buluyorum (sebze adalarina malc malzemesi cikarmak icin). Bu ortuleme isini daha once de yapmistik, o sirada damla sulamalar altta gomulu kalmis, onlari cikardik. Topragi biraz hahvalandirmak icin uclu catal demir kullanmaya calistik ama bu sirada ekilmis baklalarin koklarini oynattik, onlari biraz mutsuz ettik. Temel permakultur sebzeciligini kavradim zannediyordum ama gercekten yapmaya gelince birsuru detayi bilmedigimiz ortaya cikiyor. Ornegin arada sirada cikan otlari kokunden cekip hemen mulch olarak koyuyorduk ama sonra bunlarin %50'sinin tekrar kok saldigini gorduk. Simdi biraz guneste kurutup oyle koyuyoruz...



Biz daha misir ve aycicegi sokmayi beceremeden bugun Yuksel teyze borulce ve bakla zamani geliyor ona gore dedi!

Asil fiziksel yorgunluk ise fidan dikimlerinden kaynaklandi. Once iki arkadasimizdan birer fidan evlat edindik. Asilanmak uzere cekirdekten cikma bir zeytin ve bir gunluk (sigla). Asagida gunluk agaci yeni yerine alismaya calisiyor:



Ardindan sira satin alinan fidanlara geldi. Fidan siparisi verdigimiz kisi siparisi alirken, ben yarin sabah Datca'ya geliyorum demez mi? Ben onumde 2-3 gun vardir, cukurlarimi hazir ederim derken aniden 9 fidan elimizde patladi. Neyseki daha onceden gozumuz korktugundan sayiyi azaltmistik, yoksa ilk heyecan 30-40 fidanla ugrasmak zorunda kalabilirdik.

Fidan sayisini dusurmemizin bir nedeni de gec kalmamiz oldu. Kisin cok iliman gectigi bir yerde yasadigimizi hala tam algilayamiyorum herhalde. Daha soguk yerler icin baharda yapilacak pek cok aktivite burada neredeyse kisin yapiliyor. Benim kafamdaki "agac baharda dikilir" bilgisi burada ikinci keredir bizi gec birakiyor.

Bu yuzden meyve agaclarini bir kez daha erteleyerek ruzgar kesici ve baklagil destek agaclarina agirlik verdik. Bir de tavuklarin kumesi etrafina nispeten kurakliga ve ruzgara dayanikli dut agaclari siparis ettik.

Hummali 2 gunluk bir calisma sonrasi 3 akasya (baklagil), 1 igde (baklagil), 3 dut, 1 seftali ve 1 hediye armut agacimiz oldu. Armut piyangodan cikti (incir olmadigindan). Burasi armut icin cok sicak diye biliyorum ama yine de diktik bir tarafa, bakalim ne olacak?



Burada konustugum fidanliklar, fidan tupte/saksida olduktan sonra dikim zamaninin onemli olmadigini soyluyorlar. Eger ikna olursak belki birkac hafta icinde 2-3 incir ve birer narenciye dikebiliriz.

Agac dikmek cok tatmin edici bir is, kendinden cok daha fazla yasayacak bir canliya yer hazirlamak gercekten de insani soyle bir dusunduruyor. Ne yalan soyleyeyim yillik sebzelerden cok daha saygideger buluyorum agaclari.

11 yorum:

okivanc dedi ki...

Ilk fotogarftakiler aycicegi mi?

Pinar dedi ki...

Yok Onder'cim, onlar bakla. Ayciceklerini onumuzdeki 1-2 gun icerisinde ekecegiz.

nalan dedi ki...

insanın akıl yaşı keşke daha erken olgunlaşmaya elverişli olsa. allahtan ağaçların bir kısmı daha mincikken de meyve veriyorlar. eniştemin daha 5 sene önce diktiği kirazlardan yemek için her 19 mayısta biz yollara dökülüyoruz.
boşuna her çocuk doğduğuna bahçeye hemen ağacını dikmemiş büyükler.
bildikleri varmış kesinlikle.

Meyvelitepe dedi ki...

Kolay gelsin. Çılgınlık günleri başladı artık :) Gelecek kışa kadar oturmak yok.

tugrul dedi ki...

Kesinlikle Nalan. Hatta soyle guzel bir laf duymustum:
Agac dikmenin en dogru zamani nedir?
Cevap: 10 yil once :-)

Basak dedi ki...

e kadar canım çekiyor oralarda olmayı bu mevsimde... Ağaçlarınızın gelişimini merakla takip edeceğim.

Pinar dedi ki...

Meyvelitepe, size de kolay gelsin!:)

Basak, itiraf ediyorum; 100-150 yasinda agaci olan arkadaslarimizi cok kiskaniyorum!:) Ama bu agaclarin da bir gun oyle olabileceklerini bilmek cok heyecan veriyor.

Nihal dedi ki...

ağaç bir başkaymış hakikaten.. apartmana yeni meyve fidanları aldılar, bahçeden her geçişimde sırıtıyorum, burnumun direği sızlıyor mutluluktan

EmRe SeLeS dedi ki...

Inciiiiiiiiiiiiirrrrrrr!!!

Nolur incir olsun orda da. Bende incir agacinin tarifsiz bir etkisi var. Kucuk Prens romanindaki baobab agaclarina benzetmistim kucukken ve her gordugumde masaldan firlamis gibi gelir bana. Hele meyvesi ve o guzel kokusu. Cesme'de anneannemlerin yazliginda biz kucukken dikilmislerdi. 20 yasinda falan varlar sanirim. Her sabah kahvaltida meyvesini toplamak gibisi yok!!!

tugrul dedi ki...

Emre, inicir agaci konusunda sana katiliyorum. Ozellikle yapraklarini dokunce cok muhtesem gorunuyor.

tulina dedi ki...

Aynen oyle oluyor bizim de miniminnacik bahceyle ugrasmak bile epey ugrastirici, yerlerini hazirlamak, dikmek, birde tohumdan fide yetistirmek cok zevkli minik filizler topraktan ciktiginda insan pek bi sevindirik oluyor. Size kolay gelsin.