6 Mart 2009 Cuma

Cekirge bir sicradi iki sicradi ...

Ucuncusunde de fena tosladi!

Bir kac aydir, burada yetisen yabani otlardan pazarda alip duruyoruz. Saticiya da tarifini soruyoruz. Evde hemen otlar tazeligini yitirmeden deniyoruz. Tarifler pek farkli degil. Ilk secenek onden haslayip, uzerine zeytinyagi, limon dokup salata gibi yiyorsunuz. Genellikle corbalarin yaninda yiyorlar burada. Ben cogunlukla sarimsak da ekliyorum. Diger alternatif de hasladiktan sonra irice dograyip, tavada kavurdugunuz bir sogana ekliyorsunuz. Birlikte bir sure kavurduktan sonra uzerine yumurta kiriyorsunuz. Bu yumurtali tarifi bazi otlar icin haslamadan veriyorlar.

Gecen hafta Yuksel teyzeden "tilki" diye bir ot duydum. Neden adi tilki sorusuna cevap alamadim. Belli ki Yuksel teyze cok seviyor. Onu sogansiz, sadece yagda biraz kavurup, yumurta kiriyormus. Bitkisi cok dikenli olurmus. Eller falan parcalanirmis toplarken. Pazardan tilkiyi gorunce hemen aldim. Kucucuk bir demeti (neredeyse 3 parmagim kalinliginda bir demet) 2 TL. Amma pahali deyince, kadincagiz ellerini gosterdi. Sanki Payam saldirmis, parcalayip atmis gibi! Once kuskonmazin (asparagus) yabanisi sandim. Tipi biraz benziyor. Daha incesi gibi duruyor. Gordukten sonra da neden tilki deniyor anlayamadim!:) Onu aldiktan sonra baska bir pazarcida "sarmasik" dedikleri, tilkiye benzeyen bir ot gordum. Kadin cok onerdi. Onun da demedi 2, 3 demedi 5 TL dedi. Tabi ben de 3 demet aldim. Demetleri suyun icinde bekletirsen dayanir dedi. Tarif de soyle verdi: Azicik su ve zeytinyagi ile teflon tavada, agzi kapali, kisik ateste pisiriliyor. Sonra da yumurta kiriliyor. Kesinlikle bicak, ya da metal kasik, catal degdirilmiyor piserken diye de uyarildim.



Fotografta da goruldugu gibi epey uzun ve sacakli. Posetten tasiyor. Yolda giderken farkeden hemen herkes laf atti! Tarifini verenler, cok sevdigini soyleyenler derken, bizim koyden bir amca ile teyze "himm, bunlar biraz aci olur ama, guzeldir gene de" dediler. O anda hafiiif bir suphe olustu. Neyse, eve geldik, ben ucundan koparip yedim. Aci falan degil. Iyi dedim. Sonra bir demeti tavaya tarife gore koydum. Biraz sonra Tugrul geldi, catalla tadina bakmis, "cok garip bir aciligi var Pinar" dedi. Eyvaaah! Piserken saldigi su acayip aci ama aci biber acisi degil. Sadece suyu degil kendisi de acilasmis. Yenilir yani yok. O arada Izmir'de yasayan abimlerle konustum. Abim, bu iki ot icin pazarcilardan aldigim tarifi bana aynen, bir guzel verdi! Abimin zaten bilmedigi bir sey var mi acaba!:) Biz aci dedikce annem ve abim "yenir yenir, senede bir kere, sifa niyetine yiyin" deyip durdular.

Biz yiyemedik! O gun tavada durdu. Atmaya kiyamiyorum! Yumurta ile pisirmeyi denemeye cesaretim yok, yumurtalar ziyan olacak korkusundan! Ertesi gun bir daha tadina baktim. Sanki tavanin ustunde kalanlarin aciligi biraz gecmis gibiydi. Ama altta bekleyenler hala aci. Sonunda baska bir tavada yumurtali pisirip bol ekmekle yedik!:) O gun Yuksel teyzeye gidip sordum. "A kizim onu niye aldin. O pek "şatır" degildir. Biz hic yemeyiz" dedi!

Kalan 2 demet hala duruyor. Cig, salatasini yapip deneyecegim ama cesaretimi toplayamiyorum. O da zeytinyagi, limon ziyan etmek mi olacak!

Tilkiyi de ardindan pisirdim. Bekledigim gibi kuskonmaz tadi cikmadi. Onda da hafif bir acilik var. Ama yenilebilir hala.

Yaaa, iste boyle. Bundan sonra ilk defa denediklerimizden kucuk miktarlarda almaya karar verdim. (Tugrul'un bana hatirlatmasi gerekebilir!;)

Ama dogrusu simdiye kadar bu cekirge ucten epey fazla hem de oldukca guzel sicradi, hakkini da yememek lazim!

15 yorum:

EmRe dedi ki...

Yavrum öyle bilmediğiniz otları yimeyin :) Acaba hakkaten şifalı mıdır o otlar acep :)

Pinar dedi ki...

Kesin sifalidir!;)

Çiğdem dedi ki...

Merhaba,

Bir süredir keyifle okuyorum sizi. Biz de 3 yıl önce yeter artık diyerek Ege' ye Edremit' yerleşenlerdeniz.

Burada fotoğraftaki ota "acı filiz" deniyor. Ucundan başlayarak sapa doğru küçük küçük elle kırılıyor. Ta ki çıt diye kopmayana kadar. Sonrası kavrulmuş soğan zeytinyağı tuz ile pişiriliyor. Yumurta arzuya kalmış. İlk yediğimde benim de damağımda ilaç acısına benzer bir tad bıraktı. Azıcık inatla sevmek mümkün :)

Peşinden tatlı filiz çıkacak. Yabani kuşkonmaz da diyorlar. Asıl onu kaçırmayın derim. Kısık atete kendi suyunda hafif haşlarıp tereyağ ile soteledim. Muhteşem oldu geçen yıl.

Afiyet olsun ve kolay gelsin.

Sevgiyle

Pinar dedi ki...

Merhaba Cigdem;
Edremit de yasamasi cok guzel yerlerden. Galiba ot acisindan buraya gore daha da bereketli!:)

Baska bir blogdan da (http://garova.blogspot.com/2009/03/tilkisen-yabani-kuskonmaz-ve-ac-ot.html) bu ot ile ilgili bilgiler ogrendim. Bodrum'da bu ota, aci ot/sarmasik deniyormus. Siz acisina alismissiniz ama yorumlara gore, bu otu ovadan mi dagdan mi topladiginiza gore bir kac kez haslayarak acisini gidermek/azaltmak mumkunmus. Gerci hasladikca besin degeri buyuk ihtimal azaliyordur ama yine de aklin bir kosesine yazmakta fayda var.

Tatli filize, burada tilki ya da tilkişen (Bodrum) diyorlar. Onu kesinlikle daha cok sevdim.

Izmir'de yasayan abim, bu otlar ciktiktan sonra yilanlar uyanirmis demisti. Ege'li olarak siz de duymussunuzdur belki.

Sevgiler

Çiğdem dedi ki...

Sevgili Pınar,

3 yıllık Ege' liyim henüz. Acemi yani :) Yeni yeni öğreniyorum ben de. Turp otu, hardal otu, hindiba, ısırgan vs... Buralılara sorarsak hepsi "şifalı". Şifasını bilmiyorum da kimi yenir gibi değil onu biliyorum. Damak ve alışmak meselesi elbette. Yalnız buraların yerlilerinin çoğunun mübadele ile adalardan geldiğini unutmamak gerekiyor. Yıllar süren kuşatmaların, kıtlığın, istenilen an istenilen yiyeceğin bulunamamasının sonucu olsa gerek bu "ot" kültürü.

Çılgınca yağan yağmurla otlar iyice uyandı , yılanlar boğulmasalar bari :)

Yolunuz düşerse beklerim. Bu arada aman akreplere dikkat.

Sevgiler

Pinar dedi ki...

Davet icin cok tesekkurler. Bizimle yasayan hayvanlarimiz yuzunden sanirim bir yerlere gitmemiz en azindan bir sureligine hayal gibi duruyor!:) Ama yolumuz duserse, mutlaka onden haber veririm Cigdem. Sizin buraya yolunuz duserse, biz de sizi mutlaka bekleriz.

Akrepler icin endise edecek bir sey yok!:) Ya uykudalar, ya da biraz geri cekildiler. O ilk fotograflardan bu yana pek gormedik.

Çiğdem dedi ki...

Keçi dahil her türlü dört ayaklı dosta da kapımız açık Pınar. Siz hep birlikte araba sığabilin yeter. Bizde de dört kedi 1 köpek var şimdilik. Geçinir giderler ne olacak gönüller ferah olsun.

Pinar dedi ki...

Tamam Cigdem, su anda kecimiz yok ama Tugrul'un baskilarina dayanamayip bir ara edinecegiz gibi duruyor. Olunca geliyoruz!:)

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

ben küçüçük bir kızken,
o zamanlar İzmir'in henüz boy boy site görmediği dağlarında ,bu otlardan varmış,annem ve ağbim toplayıp getirirler ve afiyetle yermişiz.Şimdi her İzmir ziyaretimde babacığım pazardan alıp getirir ve yumurtayla kavurur yeriz.Adına da tilki kuyruğu deriz.Ben acı seven biri değilim ama tilki kuyruğunun acısını belki çocukluğumu anımsattığı için çok severim....
Bloğunuzu ilk açtığınızdan beri izleyen bir dost....

Pinar dedi ki...

Bu aci yabani ot sayesinde sessiz sessiz bizi takip eden iki dost tatli tatli ortaya cikti!:)

Sevgili Perili kosk, neden bu ota "tilki kuyrugu" dendigini anlayabiliyorum. Buralilar usengeclikten olsa gerek, "kuyrugu"nu dusurmusler herhalde. Gecen gun bizi ziyarete gelen burali bir genc, arsamizda -onlarin tabiriyle- bir kac tilki "ana"si buldu. Sevindik. Hemen fotograflayip, yerlerini belirledik.

Melda dedi ki...

Pınar ve Tuğrul
Yazdıklarınızı okudukça iyi ki tanıştık diye daha da çok seviniyorum. Tilki, tilkicek, dilkicek, tilkimen, tilkişen gibi isimleri köyden köye değişen bu bitki evet yabani kuşkonmazdır, (asparagus) ateşte közlenince çok hoş olur. daha neler neler olur, en iyisi ben kitabı getireyim size, çok geciktim, özür diliyorum. sevgiler, iyi ki varsınız, iyi ki datça'yı seçtiniz.-)

Pinar dedi ki...

Cok tesekkurler Melda. Bizde burada olmaktan ve sizleri tanimaktan cok memnunuz.

Bu arada, foto cok hos! :)

hayat dedi ki...

merhaba bodrumdan :)
son 4 saattir blogunuzu gülümseyerek okuyorum , datçaya taşınmanızdan mart 2009'a kadar geldim..ilkbaharda "akdenizden egeye"için kızlana gelmiş ,hatta şenliğin yapıldığı alanda kamp yapmıştık..o zaman tanışsaymışız keşke dedim hep okurken..acı otlar,yabani orkideler,akrepler..yaşadıkça öğrenilen ve bitmeyen tükenmeyen bir dünya..yarın kaldığım yerden okumaya devam :) sevgiler .. kısa zamanda yolumu düşüreceğim bostancığa ..

Pinar dedi ki...

Hayat, o kadar yakinlasmisiz da teget gecivermisiz! Uzuldum, ama buradayiz, mutlaka bekliyoruz.

serpil eroymak dedi ki...

Bu otu annem gibi egeliler bilir ve toplar. aslında yabani kuşkonmazdır. egede 'tilkişen' derler. biz istanbulda adalardaki çam ormanlarının etrafından toplarız. çok kuvvetlidir. pişirip yiyin. çiğ olarak dokunabilir. az su, z.yagı ve tuz ile pişirilip, yumurta kırılır. çok lezzetlidir. sonra idrarda ilginç bir koku bırakır. bu da ne koku böyle demeyin:) afiyetle yiyin, şimdi toplama zamanı...