7 Ağustos 2008 Perşembe

Ceviz agaci

Dun aksam da Ergul ve Alaattin ile birlikteydik. Bizi aksam caya cagirdilar. O oglen yeni yavru kopeklerimiz oldugunu konusmustuk. Alaattin'in yavrularla ilgili bir takim planlari vardi ama biz getirmeyince suya dustu, biz de Alaattin'in yaptigi lezzetli bademli kurabiyelerle (tek tek rendenin en ince yeriyle rendelenmis bir avuc bademle yapilmis!), Ergul'un yaptigi nefis tava boregini yemis olduk bahane ile!;)

Bu arada ilk gidisimizde, bahcelerindeki ceviz agacindan, taze, acayip lezzetli cevizler yemistik.



Alaattin ellerini minimum boyayarak, nasil soyulacagini ogretti, Ergul de kendi ceviz agacimizi nasil dikicegimizi ogrenip bize soyledi:

1. Eylul ayinda Alaattin'in annesi aranir, 5-6 tane kabugu acilarak yere dusmus cevizlerden rica edilir.
2. Hemen saksilara, humuslu topraga dikilir.
3. Subat-Mart ayinda topraga gecirilir.
4. Ozenle sulanip, ara ara konusulur, hal hatir sorulur. (Bu benden. Annem cicekleriyle hep konusur)

Elimde su anda Onder'lerden gelen yeni dunya cekirdekleri de var. O biraz daha zahmetli. Yeni dunya agaci tohumdan dikilirse eger, meyve vermesi icin 2-3 yasinda iken asilanmasi gerekiyormus. 2-3 sene sonra Demet (Onder'in ablasi, cekirdekleri de gondermisti) asi icin dal da gonderecegini soyledi!

Ergul ayrica bize Palamutbuku'nde yasayan, yoresel otlari cok iyi taniyan "Mehmet amca" ile kizi "Meral"den bahsetti. Ilk firsatta onlarla tanismali, belki keciboynuzu pekmezi ve tozu nasil elde edilir, biliyordur.

Insanin arkadaslarinin olmasi ne guzel!

3 yorum:

okivanc dedi ki...

Bu ceviz muhabbeti aklima birsey getirdi... Lisedeyken bir yaz Toros daglarinda bir tanidigin yayla evinde kalmistik bir hafta kadar. Etrafta ceviz agaci doluydu, cevizler de fotograftaki gibi iri iri... Baska yapacak birsey yok ben de elimde cakiyla agacin tepesinde gecirmistim zamanin cogunu. Tabi ellerim simsiyah olmustu ama bu daldan koparip yeme isi biraz addictive oldugu icin pek takmiyordum. Isin kotusu ben zorladikca cakinin habire katlandigini hatirliyorum. Hatta bir defasinda komsu teyze bahcesine guzel masa kurmus ceviz agaclarinin altinda aksam cayina cagirmisti. Ben de biraz taze ceviz toplayip gitdim, cakiyla kabugunu cikarip icini millete dagitiyorum. Millet muhabbet ediyor. Bir ara yine caki "cat!" diye kapandi. Ben artik alismis oldugum icin hemen acip devam ettim, kafami bile kaldirmadan...
Bir kac saniye sonra "Aman kolanya getirin!" seslerini duyunca basimi kaldirdim ki bizim komsu teyze oturdugu koltukta bayilmis. Sonradan anlattigina gore ben cevizi acmak icin kurcalarken o da cakiyi ne zaman elime batiricam acaba diye beni izliyormus. Caki katlaniverince bir sey oldu mu diye bakacagina elini gozlerinin uzerine kapatip bayilmis.

Buradan simdi en az iki ders cikiyor. :)

Birinci ve bariz olan, "Aman dikkat cevizi acarken bicagi elinize batirmayin." Ikincisi biraz daha subtle. Insan beyni bayilma reaksiyonunu hayal ettigi bir olay icin de gosterebiliyor. Yeter ki olayin oncesindeki veriler sizi o esik noktasina getirsin.

Pinar dedi ki...

Sanirim ceviz ayiklarken bir kaza beklentisi oluyor hep. O gun de Ergul elinde kocaman ve keskin oldugu belli bir bicakla ayiklamaya girisince, Alaattin fena oldu! :)

Bu arada bizim ceviz agaci buyuyup de meyve vermeye baslayinca, bize cevizleri kimin ayiklayacagi belli oldu. Cakini da getirirsin artik, Onder! ;)

faik murat dedi ki...

Ceviz, üstüne epey kafa yorduğum ve araştırma yaptığım bir konu. Ticareti yapılmayacak olsa bile her bahçede birkaç ceviz ağacı olmasında fayda var.