Uzum ve Zeytin cok problemsiz geldiler. 11 saatlik yolculuk; dogrusu cok usluydular. Biraz once Uzum'u severken arka bacaklarinin icindeki cizikleri gorunce aklima Badem'in Uzum'u nasil bir pilic gibi gordugu ve yemege calistigi geldi!:) Bir daha yanyana gelmeleri pek akillica olmaz gibi geliyor bana. Hele de Badem'in ulasacagi boyut dusunulurse! Ne yazik ki ucunun bir arada fotografi yok. Bu gezide fotograf konusunda cok fena cuvalladik!:(
Pazar aksami saat 7:00 gibi vardik. Uzum ve Zeytin karanlikta saatlerce oynayip, 11 saatlik yolculugun acisini cikardilar. Bizim gozumuzden uyku akiyordu, ufakliklarsa deli gibi oraya buraya kosuyorlardi. Tabi klasik ertesi sabah, kazma aktivitelerine basladilar. Tugrul olasi yerlerin ustunde yaz basinda bictigi sert otlari koyarak caydirmaya calisiyor. Bakalim ise yarayacak mi?
Layka'ya gelince; sanirim Ozgur'un arkadasligindan pek memnun kalmis ki, bizi gordugunde pek tezahurat yapmadi. Ozgur dun aksam ugradi. O da Layka'yi cok sevmis. Ne zaman gerekirse yaparim dedi. Icimiz coook rahatladi.
Biz acele acele Ankara'dan kisliklari getirdik ama su anda disarida yazdan kalma bir gun var. Bengt oglen ugradi, dun denize girmis! O kisliklari 1 hafta toplam giyersek sasiracagim!:)
Dun sabah hemen arkadaki tepelere yuruyuse ciktik. Nefis, nefis, nefis bir sonbahar var. Gitmeden once bir iki tanesini gorup de panik icinde solmadan fotografini cekmeye ugrastigim cicekler simdi her yerde.
Ankara'nin gri havasindan sonra burasi pek guzel geldi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder